MOHANDAS KARAMÇAND GANDHİ
– MAHATMA GANDHİ –

(D. 2 Ekim 1869 Pobandar – Hindistan; Ö. 30 Ocak 1948 Hindistan)

2 Ekim 1869’da Hindistan’ın Pobandar Bölgesinde dünyaya gelen Mohandas Karamçand Gandhi’nin babası Başvezir Karamçand Gandhi, annesi ise Vişnu Mezhebine bağlı aşırı dindar bir kadın olan Putlibai’dir.

Gandhi, 13 yaşına geldiğinde kendi ile aynı yaşta olan Kasturba Makhanji ile evlendirilmiş, bu evlilikten dört çocuğu olmuştur. Kasturba Makhanji, Gandhi’nin yaşamı boyunca hem eşi hem de en önemli destekçisi olmuştur.
16 yaşında yaşadığı bir olay Gandhi’nin kadınlar hakkındaki düşüncesini olumsuz anlamda etkilemiştir. Babası ölüm döşeğindeyken Gandhi dinlenmek için odasına çekildiğinde eşiyle birlikte olmuştur. Bu esnada babası ölmüş ve Gandhi bu olaydan sonra kendisini suçlamıştır. 36 yaşında ise kadınlara karşı duygusal ve fiziksel olarak perhize girmiştir.
Gandhi’nin baba tarafı ticaretle uğraşan zengin, Ortodoksluğu benimseyen Hindistan’nın tanınmış ailelerindendir. Gandhi’nin din düşüncesinin gelişiminde babası etkili olmuştur. Babası Gandhi’nin eğitimini çok önemsemiş ve en iyi okullarda eğitim görmesini sağlamıştır. Böylece Gandhi 18 yaşına geldiğinde Londra’daki University College London’a hukuk eğitimi almak için gönderilmiştir. Kitap okumayı seven Gandhi birçok yabancı yazarın eserlerini anadiline çevirerek halkının bilinçlenmesi konusunda büyük çabalar göstermiştir.
İngiltere’ye tren yolculuğu sırasında birinci sınıf bileti olmasına rağmen; üçüncü sınıf kompartımanına oturması istenmiş ve tren görevlisiyle olan tartışması nedeniyle trenden indirilmiştir. Yolculuğuna at arabasında devam ederken, Avrupalı bir yolcuya yer olmadığında Gandhi at arabasının merdivenleri üzerinde yolculuk yapmak zorunda kalmıştır.
İngiltere’de kaldığı süre boyunca İngiltere’de yaşayan Hindistan uyruklu insanlara yapılan insanlık dışı davranışlara, adaletsizliğe birçok kez tanık olmuştur. Yaşadıklarının sonucu olarak Hindistan’ın Özgürlük Savaşçısı Mahatma Gandhi’nin hak ve özgürlük konusundaki düşüncelerinin temellerinin atılmasını sağlamıştır.
1891 yılında Hindistan’a dönen Gandhi, avukatlık mesleğini ülkesinde sürdürmek istemiş; fakat savunacak insan bulamadığından bu mesleği bırakmıştır. 1893 yılında Güney Afrika gittiğinde İngilizlerin, Güney Afrika’da yaşayan insanlara karşı sert tutumu avukatlık mesleğine dönmesini sağlamıştır. Güney Afrika’da kaldığı süreçte insanları, Britanya Devleti’ne karşı örgütleyerek, Britanya Hükümeti’nin bu sömürgeci yaklaşımına karşı direnişe geçmeleri için bilinçlendirmiştir.
Güney Afrika’da 21 sene kalan Gandhi, 1894 yılında “Natal Hint Kongresini” kurmuştur. Kongre sayesinde Güney Afrika’da yaşayan Hindistanlıları tek çatı altında toplamıştır. 1903 yılında “Hint Kanısı” gazetesini çıkartmaya başlamıştır.
Güney Afrika’da kanunlar çok serttir, sınırdan izinsiz geçmek hapis cezası ile sonuçlandırılmaktadır. Gandhi bu uygulamanın yanlış olduğunu, kaldırılması gerektiğini düşünmüştür. Halka sınırdan izinsiz girip, çıkmaları konusunda çağrıda bulunmuştur. Güney Afrika Hükümeti bu eyleme katılan kişileri hapse atarak cevap vermiştir. Aynı hükümet hapishanelerin dolması nedeniyle İzinsiz Sınırdan Geçme Yasağını kaldırmıştır.
Gandhi, hapishanedeki insanların çocukları için yardımlaşma barınakları kurmuş, bu barınaklara “Tolstoy’un Çiftlikleri” adını vermiştir.

Gandhi bu haksızlıklara karşı pasif direniş anlayışını benimsemiştir. Bu nedenle İngilizlerin köylülere ve yoksullara karşı uyguladığı ekonomik, siyasi haksız uygulamaları kayıt altına almıştır. Gandhi bunun için kurduğu ve “Aşram” adı verilen yerleşim yerlerine köylüleri ve yoksulları yerleştirmiştir. Yerleşim yerlerine okullar ve hastaneler açarak, halkın güvenini ve sevgisini kazanmıştır. Gandhi’nin bu çalışmaları onun hapse atılmasına neden olmuş; halk ise buna tepki olarak hapishaneleri ve karakolları basmıştır. Halkın bu ayaklanması Gandhi’nin hapisten çıkarılmasıyla sonuçlanmıştır.
Halk, “Bapu” (Baba) anlamına gelen “Mahatma” (Yüce Ruhlu) ismiyle onurlandırarak “Mahatma Gandhi” ismini dünya hafızasına kazınmasını sağlamışlardır.
1914 yılında Mahatma Gandhi Hindistan’a dönmüş ve 1921 yılında Hindistan Ulusal Kongresi’ni kurmuştur. Gandhi “Swadeshi” düşünce tarzını benimsemiştir Bu düşünce halkın kendi ürününü üreterek, kullanmasıdır. İlk kullanım alanı ise “Khadi” adı verilen Hint Kumaşı’nın üretimi ve kullanılmasıyla başlamıştır.
10 Mart 1922 yılında Gandhi tekrar hapse atılmış ve 2 yıl hapishanede kalmıştır. Hapis yattığı süreçte kurmuş olduğu Hindistan Ulusal Kongresi ikiye bölünmüştür.

Gandhi, 1930 yılında İngilizlerin Tuz Vergisi’ne karşı halkla birlikte Satyagraha Direnişini başlatır. Ahmedabad’dan Dandi’ye kadar 400 km’yi yürümüş ve bu yürüyüş “Tuz Yürüyüşü” olarak hafızalarda yer etmiştir. Britanya, bu eylemden sonra zayıflayan bağımlılığı arttırmak adına 60 binden fazla kişiyi hapishaneye atmıştır.
Bu sırada II. Dünya Savaşı patlak vermiş; Britanya bu savaşa müdahil olmuştur. Gandhi, İngilizlerin Hindistan halkı üzerindeki baskısını kaldırması ve bu ülkeden çekilerek, Hindistan’a özgürlüğü vermesini istemiş, bu olmazsa savaşa katılmayacaklarını bildirmiştir.
1944 yılında savaşın son bulmasıyla ile Gandhi hapisten çıkarılmış; Hindistan’a ve halkına özgürlükleri verilmiştir. İngilizler Hindistan’dan ebediyen çekilmiştir.
Hindistan bu sefer de kendi içindeki Müslüman ve Hinduların çekişmelerine tanık olmuştur. Gandhi bu sorunu çözmek adına ölüm orucuna başlamış, arkadaşlarının ısrarıyla ölüm orucundan vazgeçmiştir. Bu durum neticesinde Hindistan’da yaşayan Müslümanlar Pakistan devletini kurmuşlardır.

30 Ocak 1948 yılında Gandhi suikasta uğramıştır. Ölümünden sonra cesedi yakılarak, Hindistan’ın tüm bölgelerine külleri dağıtılmıştır.
Gandhi’nin doğum günü olan 2 Ekim tarihi; “Dünyada Şiddete Hayır Günü” olarak kutlanmaktadır.

Gandhi İlkeleri;

  • Doğruluk
  • Pasif Direniş
  • Etyemezlik
  • Brahmaçarya: Duyguların kontrolü (Kadınlar konusunda)
  • İnanç

Gandhi’nin Bilinmeyen Yönleri

Mahatma Gandhi, kadın haklarını, kadınların ekonomiye yardımcı olmaları için çalışmaları gerektiğini savunmuş ve Hindistan’ın özgürlük simgesi olmuş bir kişilik olarak farklı bir Gandhi’yi de ortaya koymuştur. Fakat bunun yanında Gandhi; kadınların, siyahların ve Kast Sistemi’nin en alt katmanı olan Dalitler’in yaşamaya hakkı olmayan insanlar olduklarını savunmuştur.
1903 yılında Güney Afrika’da siyah insanların değil; beyaz insanların hüküm ve yaşamaya hakkı olduğunu bildirmiştir.
Kadınları ise güdülerini kontrol edemeyen varlıklar olarak adlandırmış. Cinsel İstismar mahkemesinde kadınları suçlu bularak, saçlarını kazıttırmıştır.
Gandhi karısı hakkında da farklı düşünmemiştir; hatta karısı zatürreye yakalandığında ilaç almamış ve doktora götürmemiştir. Bitkisel ve doğal yollarla tedavi olmasını istemiştir. Bunun nedeni olarak ise; karısının bedenine yabancı maddelerinin girmesini istememesi olarak belirtmiştir. Gandhi’nin eşinin rahatsızlığı şiddetlenerek, 1944 yılında ölmesine neden olmuştur. Gandhi rahatsızlandığında ise tıbbın ve doktorların en iyi imkânlarından yararlanmış ve iyileşmiştir.

Gamze SABANCILAR

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: